Cuma , Şubat 3 2023

Bilinçaltı ve Rüyalarımız

NEYDİ?

Bilim adamları bize gecede bir iki saat hepimizin rüya gördüğünü söylüyor.¹ Rüyalar insan olmanın normal ve sağlıklı bir parçasıdır.

İnsan dürtüleri, hayal dünyası, cinsellik, güç vb. iç dürtülerin, alışkınlıkların, yaşantıların bilinçaltında birikmesi ya da bastırılması sonucu birey uyku halinde iken beynin bunları su yüzüne çıkarması ile şekillenen iletilerin belirli bir senaryo ile görünmesi…

Eski Uygarlıklarda Rüya

Sümerler rüyalarını çivi yazısı ile tabletlere kaydetmişlerdir. Bu rüyalara dair en eski metinleri oluşturmuştur. 

Örneğin en eski yazılı belgelerden Gılgamış destanında boğa-adam Enkidu’nun, yakın zamanlarda öleceğini haber veren bir çifte dair, rüyası vardır. 

Mısır papirüslerinde de rüyalara ve yorumlamalarına dair yazımlar keşfedilmiştir.

Herakleitos’a göre

Yunan filozof Herakleitos, belki de rüyaların doğaüstü olmadığını iddia eden ilk kişidir.

Bunun yerine, rüyaların, bireyin özel hayatına (kabuğuna) geri çekilmesini temsil ettiğine inanmıştır.

18. yüzyıldan itibaren yaygınlaşan rüya üzerine tartışmalarda; Alman filozof von Schubert, Alman psikolog Scherner ve Fransız yazar Biran, rüyaların kişilikteki bilinçdışı eğilimlerin sembolü olduğu ve uyanıkken dürtülerin bastırılmasının rüyalarda tezahür etmelerinde rol oynadığı şeklinde tanımlamalar getirmişlerdir.

19. yüzyılda

Viktorya döneminde, hekimler histerik vakaları, delilik gibi durumları anlamak için rüyaları kullanmaya başlamışlardır.

Freud

Ünlü Alman Psikanalizci Sigmund Freud, rüya kavramını bilinçsiz ürünler olarak tanımlamış ve daha spesifik olarak, uyku sırasında herhangi bir içgüdü tetiklendiğinde rüyaların gerçekleştiğini öne sürmüştür.

Freud, görünüşte olumsuz olan çok sayıda rüyanın kılık değiştirmeden kaynaklandığını belirtmiş, “cinsel ve saldırgan içgüdülerin doğrudan tatmin edilmesinin bastırılması ile rüya hazzını açığa çıkarmaktadır” şeklinde rüyalara açıklama getirmiştir.

Bu sebeple rüyalara bakarak, hastanın onaylanmamış istekleri ve bunlarla başa çıkmanın tarzları hakkında psikologların çok şey öğrenebileceğine kanaat etmiştir.

İnsan psikolojisini keşfetmek için Freud, hastalardan rüyanın unsurlarıyla özgürce ilişki kurmalarını istemiştir, bu sebeple de rüyaların sembolik anlamını keşfetmek için hastalarından aptalca, alakasız, utanç verici veya kabul edilemez görünse bile hiçbir şeyi atlamadan, başlarına gelen her şeyi söylemelerini istemiştir. Bu suretle rüya sürecini ortaya çıkaran önemli dürtü ve bireyin yol gösterdiği kendine özgü yolları keşfedebilecektir.

Freud bilinçaltı ve bastırılmış güdülerin özellikle rüya üzerinde etkili olduğuna ve bunların da genel olarak cinsellik üzerinden ortaya çıktığına işaret etmiştir. Her şeyi cinsel dürtülere bağlıyor olması da yaptığı yanlışlardan sadece bir tanesidir.

Freud rüyaların kişiliğin bilinçsiz yönlerini ve çatışmaları açığa çıkardığı, bilinç dışına veya dolayısıyla rüyalara ilişkin görüşlerinde cinselliğe abartılı derece de vurgu yapmıştır.

Diğer Yaklaşımlara göre Rüyalar

Araştırmacılar Hall ve van de Castle, rüya içeriğinin çoğunun duygu ve etkileşim türlerinde kayıtsızlığın olumsuz tarafı olduğunu keşfettiler.

 Bununla birlikte Jung, bilinçdışının kişisel olduğu kadar kolektiflik de içerdiğine inanmıştır. Jung’un psikanalitik teorisinin temel bir unsuru arketiptir. Bu, hepimizin kolektif aracılığıyla paylaştığı temel bir semboldür. Yani daha açıklayıcı olmak gerekirse; insanlar karşılaştığı benzer olayları bir süre sonra belli davranış kalıplarına göre şekillendirmişler ve bu kalıpları kuşaklar boyunca aktarmaya başlamışlardır.

Bir örnek “anne” arketipidir. Herkesin bu arketipi vardır ama tezahür ederken, kişinin kendine özgü kültüründen etkilenmiştir.

Freud’un aksine, Jung rüyanın birebir olması gerektiğini kabul etmez” rüyaları serbest çağrışım” kullanılarak yorumlamayı tercih etmiştir.

NE OLDU?

Rüyalarımızın Kaynağı Nedir?

Hayallerimizin yani rüyalarımızın kaynağı hakkında çok sayıda teorem vardır. Tüm hayallerimizi kesinleştirmek mümkün olmasa da farklı kültürler ve kendi kişisel deneyimlerimiz perspektifinden kaynaklarına açıklama getirebiliriz. Burada rüyaların üç olası kaynaktan ortaya çıktığını görüyoruz:

  1. Hipoteze göre düşler kendi benliğimizden bilinçlerimiz ve bastırdığımız dürtülerimizden gelir.

Örneğin, ertesi gün planlanan bir iş görüşmesi için endişelendiğimizde, görüşmeye çıplak geldiğimizi görürüz. Ya da sınırlı seçeneklerin stresi ile karşı karşıya kaldığımızda çıkmaz bir sokakta kovalandığımızı hayal ederiz. Ya da yeni özgürlük seviyelerini özlediğimizde kendimizi uçarken görüyoruz.

Bunların hepsi doğal rüyalar. Kendimizden mesajlar içeriyorlar. Beyin, yerleşik iyileştirme sistemi ile hayatımızın günlük olaylarını işlemek için rüya görmeyi kullanır. Biraz zihin için ev temizliği gibidir. İnsanların rüya görmesi gerekmektedir.

Bu nedenledir ki; rüyalara “akıl sağlığının koruyucuları” denmiştir. ² Araştırmacılar, bir kişinin rüya görmesini durdurmaya çalışır ve akıl hastalığının belirtilerini gösterdiğini keşfeder.³

Bu doğal rüyalar bize “ev temizliğinden” çok daha fazlasını sunmaktadır. Öz farkındalık için güçlü bir araç olabilirler. Yüzeyin altında neler olup bittiğinin her zaman farkında değiliz, ancak hayallerimiz yolu bize bilmediğimiz yolları gösterir.

Jung şunları yazmıştır: “Kendini tanımayan hiç kimse başkalarını tanıyamaz. Ve her birimizin içinde bilmediğimiz bir başkası var. Bizimle rüyalarında konuşuyor ve bizi kendimize bakışımızdan ne kadar farklı gördüğünü anlatıyor. ”4

Bu yüzden hayallerimizle ilgilenmek çok önemlidir. Her birimiz potansiyel bir amaç için yaratıldık. Kendi kendini iyileştirmek için yerleşik mekanizmalara sahip fiziksel bir yara gibi, rüyalarımız da iyileşme ve büyümeye giden yolu işaret etmektedir. Endişelerimizi, korkularımızı ve yaralarımızı açığa çıkararak kişisel gelişimimiz için güçlü bir yardımcıdırlar.

Meg’in. kocasının kendisini aldattığını gördüğü rüyasındaki durum bu olabilir. Kocasının aldatıcı davranışından şüphelenmiş olabilir, ancak uyanık hayatında bununla yüzleşememiştir. Şeytan rüyası gerçeği ortaya çıkarmıştır. Dikkatinizi çeken doğal bir rüya gördüğünüzde, onu not edin. Kendi kişisel terapistinize sahip olmak gibi bir şey! Doğal rüyalar dinlemeye değerdir.

2. Rüyalar Ruh Dünyasından gelir
Hayallerimizin ikinci kaynağı ruh dünyasıdır. Rüyalar, dünyevi ve manevi alem arasında bir tür kapı görevi görür.

Bu rüya anlayışı, tarihteki hemen hemen her kültür ve din tarafından benimsenmiştir.

Amerikan yerlilerinin dreamcatchers (sahibine güzel rüyalar verdiğine inanılan, tüyler ve boncuklarla süslenmiş, at kılı ağ içeren küçük bir kasnak veya benzer bir ip veya iplik yapısı) ; Çinlilerin rüya kitapları ve Antik Babillilerin profesyonel rüya tercümanları vardı.

Çoğu din de bu rüyalar perspektifini paylaşır. Hindular, Müslümanlar ve Yahudilerin hepsinin rüyalar aracılığıyla iletişim kuran ruhların kayıtlarını içeren kutsal yazıları vardır. Rüyalarımıza giren başka bir gerçeklik dünyası olduğu fikri, modern Batı kültürü dışında her yerde ortaya çıkmıştır.5

Ruh dünyası bizimle rüyalarımızı konuştuğunda, normalde bizim için erişilemeyen bilgilere sıklıkla erişebiliriz. Kötü ruhlar bile bunu doğru anlayabilir.6 Ancak bu, onları dinlememiz gerektiği anlamına gelmez. Kendimizi bilinmeyen ruhlardan duymaya açtığımızda, niyetlerinden asla emin olamayız. Ruhsal rüyalar genellikle korkuya, utanç ve kınamaya yol açabilir. Bu tür rüyalarla baş etmenin en iyi yolu dua etmektir.

  1. Hayaller Tanrı’dan Gelir
    Son olarak, rüyalarımız Tanrı’dan gelebilir. İslamiyet ve Hıristiyanlıkta Tanrı son derece kişiseldir ve bizimle iki yönlü iletişime dayalı kişisel bir ilişki kurmayı tercih eder. İnsanlar genellikle duaya aşinadır.

Tanrısal rüyalar hemen fark edilebilir, çünkü bu tür rüyalar ayırt edici özellikler içerir. Kimi zaman bu zamandan, kimi zaman da gelecekten haberler verirler, doğaüstü bilgelik içerirler.

Sonuç olarak; kabuslar-karabasanlar, zaman içerikli, gelecekten, geçmişten olsun bütün rüyalar beynin detoksu vazifesi görmektedir. Beyin birikimleri vasıtasıyla gereksiz gördüğü artık bilgileri rüyalar vasıtasıyla çözümlemekte ve yok etmektedir.

1. Kelsey, Morton T. God, Dreams and Revelation. U.S: Augsburg Fortress, 1991, Loc.2891.
2. Sanford, John. A. Dreams: God’s Forgotten Language. US: Harper Collins, 1989, p.98.
3. Kelsey, God, Dreams and Revelation, p.188.
4. Kelsey, God, Dreams and Revelation, p.177.
5. Mircea Eliade, Myths, Dreams and Mysteries, in Kelsey, God, Dreams and Revelation, p.55.
6. Deuteronomy 13:1-2.

Check Also

Antik Dönem Filozofu Socrates’ten…

NEYDİ? Socrates: Antik dönem Yunan Filozofu; Platon: Socrates’in öğrencisi; Ademantus: Platon’un erkek kardeşi olduğu söylenegelmiştir. …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.