Cumartesi , Ocak 28 2023

Oğuz Kağan – Mete Han – Çift Boynuz

NEYDİ?

Mete Han Çin kaynaklarında Mo-Tun olarak geçmektedir.

OĞUZ DESTANI, Büyük Hun İmparatorluğunun, büyük hakanı, Teoman oğlu Mete’nin kahramanlıklarını, devletini nasıl kurduğunu, düşmanlarla savaşlarını ve başarılarını anlatır. Mete, destanda «Okuz/Oğuz» diye anılır. OK-UZ diye anılmasının bir sebebi çift boynuzlu miğfer takıyor olması rivayetindendir…

Bu destana, «Oğuzname de denir. Asıl adı «Oğuz Kağan Destanıdır. Oğuz destanının en eski örneği Uygurca yazılmış olanıdır.

Paris Milli Kütüphanesindeki Uygurca Oğuz Kağan Destanı…
Paris Milli Kütüphanesi

OĞUZ KAĞAN DESTANI


Oğuz doğduğunda, gözü gök mavisi, ağzı ateş gibi kırmızı, saçı ve kaşları kara bir dünya güzeli idi. Annesinden bir kez süt emdi; sonra yemek yedi. Konuşmaya başladı; kırk günde büyüdü. Oğuz bir yaşına gelince, babası Karahan, Türk töresine göre oğluna bir ad konulması için bir şölen hazırladı. Her yana çağrıcılar gönderdi. İl toplandı; düğün dernek yapıldı. Karahan, oğlunu kucaklayarak il arasına götürdü.

İlin ekabir ulularına, -«Oğlumuz bir yaşına girdi. Kendisine bir ad koyun!!!» dedi. Boy beyleri, yanıt vermeden önce, çocuk dile geldi;

adının «Oğuz» olduğunu söyledi. Şölene gelmiş olanlar, bu duruma şaşırdılar; çocuğun adının Oğuz olmasına karar verdiler…

Günlerden, gecelerden sonra, Oğuz, tam bir yiğit oldu. Ülkede büyük bir orman vardı. İçinde dereler, ırmaklar akardı; hayvanlar, kuşlar çoktu. Bu ormanda büyük bir canavar vardı. Beygirleri parçalayıp yiyor, insanları yutuyordu.

Oğuz bunu öldürmeye karar verdi. Silahlarını kuşandı; atına binip ormana gitti. Yakaladığı geyiği bir ağaca bağlayıp geri döndü. Ertesi sabah, gün doğarken oraya gitti; fakat, geyiği yerinde göremedi; canavar onu almıştı. O gün bir ayı yakalayıp altın işlemeli kemeriyle ağaca bağladı; çekilip gitti.

Ertesi sabah, yine oraya geldi; canavar, ayıyı da almıştı. Bunun üzerine, ağaca yaslanıp bekledi. Canavar yeniden gelince, başıyla Oğuz’un kalkanına çarptı. Oğuz onu mızrağıyla öldürdü; kılıcıyla da kafasını kesti.

DİN TARTIŞMASI


Oğuz avda iken babası Karahan’a, onun başka bir din benimsediğini söylediler. Karahan beyleri topladı; oğlunun durumunu anlattı. Oğuz’u cezalandırmak için her yana haberler saldı. Oğuz’un eşi, babasının kararını gizlice ona bildirdi. Oğuz da çevredeki boylara, atam asker toplayarak beni öldürmeye geliyormuş: beni isteyenler bana gelsin, babamı isteyenler ona gitsin, yolunda haberler gönderdi.

Karahan’ın kardeşlerinin oğulları, boylarıyla birlikte Oğuz’ dan yana oldular. Baba ile oğulun askerleri savaştı. Oğuz’u tutanlar üstün geldiler. Karahan, bir okla vurularak öldü.

Savaşı kazanan Oğuz, bütün tiginleri ve boyları çağırtarak şölen yaptı. Sonra, babasının yerine hükümdar olduğunu dört yana duyurdu. Hanlardan, kendisine bağlanmalarını istedi. Halkın bir bölümü Oğuz’un sözünü dinlemedi. Yurtlarını bırakarak doğuya Tatarlar ülkesine gitti. Oğuz, bunları izleyerek Tatarlar yurduna girdi; Tatarları yendi.

Sağ yandaki Altın Kağan, Oğuz’a armağanlar, altınlar, gümüşler, akik ve zümrütler gönderdi, Sol yandaki Urum Kağanın güçlü orduları ve birçok kenti vardı. Oğuz’un sözünü dinlemedi. O zaman Oğuz, ordusunu topladı; sancağını çekti; atına bindi. Kırk günde Bozdağ’ın eteklerine vardı. Orada bir sabah, Oğuz’un çadırına, güneş kadar parlak bir ışık girdi. İçinde boz tüylü, boz yeleli bir kurt belirdi. Bu bozkurt, Oğuz’a yol göstermek istediğini anlattı. Onu izlediler. Kurt, bir ırmak kıyısında durdu. Oğuz’la askerleri de durdular. Orada Urum Kağanın ordusuyla savaşa tutuştular. Irmağın suyu, kan damarı gibi kıpkırmızı oldu. Kağan kaçtı. Ülkesi, halkı ve hazinesi Oğuz’a kaldı.

EVLİLİK


Oğuz bir gün, Tanrı’dan dilekte bulunuyordu. Ortalık birden karardı, Gökten, güneşten parlak bir ışık düştü. Ortasında bir kız vardı. Kız gülünce, mavi gök de gülüyor, ağlayınca gök de ağlıyordu. Oğuz onunla evlendi.
Günler, geceler geçti. Oğuz’un üç oğlu oldu. Onlara Gün, Ay, Yıldız adları verildi.
Oğuz, bir gün ava gitmişti. Uzakta bir göl gördü. Gölün ortasında bir ağaç, ağacın altında çok güzel bir kız vardı. Oğuz onunla da evlendi. Günler, geceler geçti. Oğuz’un üç oğlu daha oldu. Bunlara Gök, Dağ, Deniz adları verildi.
Oğuz Kağan, savaştan savaşa koştu; zaferler birbirini izledi.
Günlerden bir gün oğullarını yanına çağırdı.

Onlara, «Ben çok yaslandım. Benim için artık hakanlık kalmadı. Gün, Ay. Yıldız, siz güneşin doğduğu yöne; Gök, Dağ. Deniz, siz de gece yönüne gidiniz!.. dedi. Oğulları, buyruğunu yerine getirdiler, Ay, Gün ve Yıldız, birçok hayvan avladıktan sonra bir altın yay buldular; bunu babalarına getirdiler. Oğuz, yayı üçe böldü. Parçalarını onlara verdi ve şöyle dedi: «Yay sizin olsun; yayla oku göğe fırlatın; adınız Bozok olsun». Küçük kardeşler de bir çok hayvan vurduktan sonra gümüş bir ok buldular; babalarına getirdiler. Oğuz oku üçe böldü; yine onlara vererek; «Ok sizin
olsun; yay oku atar; siz de ok gibisiniz; adınız Üçok olsun” dedi.
Oğuz, bundan sonra büyük bir kurultay topladı; herkesi çağırdı; şölen verdi. Halkı yedirdi, içirdi. Kırk gün kırk gece eğlenildi. Oradakilere, ülkesini oğullarına bıraktığını söyledi. Oğullarına da: «Çocuklarım!.. Çok yaşadım, çok savaştım, çok ok attım. Düşmanları ağlattım, dostları güldürdüm. Gök Tanrı’ya her şeyi feda ettim. Size de yurdumu veriyorum, dedi.

NE OLDU?

Oğuz Kağan destanı Uygur harfleriyle yazılı olan metni Paris Milli Kütüphanesinde muhafaza edilmektedir.

Paris Milli Kütüphanesinde bulunan Uygurca harflerle yazılı Oğuz Kağan destanının bir nüshası.

Bunun yanı sıra Tarihçi Ordinaryüs Profesör Zeki Velidi Togan geniş kapsamlı araştırmalarını derlediği eseriyle bu efsaneyi yaşatmıştır.

Büyük tarihçi Zeki Velidi Togan’ın Oğuz Kagan destanı.

Check Also

İlk İmparatorluklar Serisi – “Katliam İmparatorluğu-Samilerden Asurlar”

NEYDİ? Asurluların esas mevkisi Orta Asya’dan göç eden kavimlerle Arabistan’dan gelen Samilerin karışmasından oluşan bir …

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.